SosyalistForum

Anasayfa­SSS­Arama­Üye Listesi­Kullanıcı Grupları­Kayıt Ol­Giriş yap
Yeni Başlık Gönder   Cevap GönderPaylaş | 
 

 KADINA YÖNELİK AYRIMCILIK VE ŞİDDET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
bercheste
Moderator
Moderator


Mesaj Sayısı: 37
Yaş: 17
Nerden: İSTANBUL / ÜMRANİYE / 1 MAYIS
Başarı Puanı:
999 / 100999 / 100

Rep:
1 / 1001 / 100

Kayıt tarihi: 29/07/08

MesajKonu: KADINA YÖNELİK AYRIMCILIK VE ŞİDDET   Perş. Tem. 31, 2008 7:52 am

Kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılık birbirleriyle çok yakından bağlantılıdır. Nitekim, Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’nin 19 sayılı Genel Tavsiyesi, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, kadınların kendi insan haklarından yararlanmasını ağır şekilde etkileyen bir ayrımcılık biçimi olduğunu belirtmektedir.[24] Kadınlara yönelik ayrımcılık doğumda başlar. Bazı bölgelerde aileler yeni doğan kızlarını takas eder ve genç kızları küçük yaşta evlenmeye zorlarlar. Eğitim alanında erkek çocuklara oranla daha az kız okula gider ya da yüksek öğrenime devam eder. Yetişkin yaşamında kadınlar evde, çevrelerinde ve iş yerlerinde ayrımcı muameleyle karşılaşırlar. Evlerinde ve çevrelerinde karşılaştıkları fiziksel şiddet sonucu travma geçirebilir, ağır yaralanabilir ya da ölebilirler.

Kadınlara yönelik şiddet evrensel olmakla birlikte, bir çok kadın etnik kökeni, sınıfı, kültürü, cinsel kimliği ya da HIV statüsü nedeniyle de hedef seçilmektedir. Türkiye’de şiddet kültürü, hem şiddet kurbanları olarak hem de adalete etkin erişim mekanizmalarından yoksun bırakılmaları itibarıyla kadınları çifte tehlike altına sokmaktadır. Düşük gelirli ailelerden gelenler ya da çatışma veya doğal afetlerden kaçanlarda olduğu gibi şiddete karşı korunmasız gruplardan gelen kadınlar özellikle risk altındadır.

Birleşmiş Milletler Kadın Gelişim Fonu, aile ve topluluk şiddetinin yüksek düzeyleriyle bağlantılı kültürel faktörlerin cinsel çifte standartlar; katı cins rolleri; eğitim olanaklarından yoksun bırakılma; kadının tecrit edilmesi ve destekten yoksun olması; kadın ve çocukların fiziksel “cezalandırılma”sını hoşgören toplum davranışları; ve şiddeti, çatışmayı çözmenin uygun bir aracı olarak kabul etme gibi hususları kapsadığını saptamıştır



LÜTFEN SİZDE BU KONUDA DUYARLI OLUN VE BU KONU HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BİLDİRİN!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
tamergg
Admin
Admin


Mesaj Sayısı: 23
Yaş: 23
Nerden: istanbul-dersim
Başarı Puanı:
0 / 1000 / 100

Rep:
1 / 1001 / 100

Kayıt tarihi: 22/07/08

MesajKonu: Geri: KADINA YÖNELİK AYRIMCILIK VE ŞİDDET   Perş. Tem. 31, 2008 8:54 am

Kadının köleleşmesinin köklerinin, özel mülkiyetin tarih sahnesine çıkışına kadar uzandığı biliniyor. Kadının ilk köleleşmesi eve kapatılmasıyla ve erkeğin özel mülkiyetine dönüşmesiyle sonuçlandı. Bunu dini kurallar daha da derinleştirip pekiştirdi. Bu olgu, günümüze kadar farklı biçimlerde sürdü. Evin bütün yükü ona bırakıldı. Böylece ev temizliğinden çocuk bakımına kadar bütün işler ona kaldı. Gerektiğinde erkeğin zevk aracına çevrildi, onun hizmetine sunuldu.Gerektiğinde üretime sokulup iş gücü olarak sömürüldü, niteliksiz ve ucuz iş gücü olarak ikinci yedek iş gücünü oluşturdu. Kadın vücudu, kapitalizmin doğuşuyla birlikte pazarda alınır satılır meta haline geldi. Böylece, tek bir erkeğin özel mülkü olmaktan çıkarılıp erkek cinsinin “ortak mülkiyeti”ne dönüştürüldü. Üstelik de “kadına özgürlük” söylemleriyle.
Emekçi kadının köleleşmesi sürecine onun eğitimsiz bırakılması eşlik etti. Saçı uzun aklı kısa söylemleriyle toplumsal hayatın dışına itildi. Böylece her türlü şiddete, aşağılanmalara, hor görülmelere maruz kalan kadın, sadece kendisine olan saygısını değil, kendisine olan güvenini de kaybetti. Bu köleleşme sürecinin sonucunda kadın, sadece toplumsal yaşamın bütününe ilişkin değil, kendi bireysel yaşamına ilişkin de söz ve karar hakkını yitirdi. Öyle ki, evlilik gibi insan yaşamında önemli rol oynayan bir durumda bile söz ve karar hakkı elinden alındı.
Geçtiğimiz günlerde bir üniversitenin yaptığı araştırma, yukarıdaki tespitlerimizi doğrulayan veriler sundu. Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurselen Toygar tarafından yapılan çalışmada kadın sorununun ürkütücü boyutları ortaya çıktı. Toygar, kadınların yüzde 50.8’inin isteği dışında evlendirildiğini belirterek “kadınların şiddete boyun eğmek zorunda bırakıldığını, şiddeti uygulayan eşlerden kaçıp ailelerine sığınan kadınların polis ve aileleri tarafından zorla eşlerine geri verildiği”ni ifade etti.
Araştırma, kadınların en büyük sorununun özsaygı oluşturmakta yaşadığına dikkat çekerek Toygar, “öz saygı düzeyinin kadınlar arasında çok düşük olduğunu” belirtti. Araştırma verilerinde yine kadınların yüzde 90’ının evin reisini erkek olarak gördüklerini, yüzde 70’inin fiziksel şiddeti hakettiklerine inandıkları da ortaya çıktı.
Bu veriler bile kadın sorununun çözülmek bir yana ağırlaşarak devam ettiğini göstermektedir. Kadın sorunu, ancak kadını da özel mülkiyete dönüştüren kapitalist sistemin toplumsal bir devrim yoluyla ortadan kalkması sonucu çözülecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 

KADINA YÖNELİK AYRIMCILIK VE ŞİDDET

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SosyalistForum :: Genel Başlıklar :: Serbest Kürsü-
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder