Okaliptusbl Admin


Mesaj Sayısı: 101 Başarı Puanı: Rep: Ruh Hali: Yorgun Kayıt tarihi: 22/07/08
 | Konu: Bugünün eleştirisi geleceğe ayna tutar Çarş. Tem. 23, 2008 3:41 am | |
| Marks'a göre şimdiki yaşadığımız dünya "tersine dönmüş" bir dünyadır. Bu "tersine dönmüş" dünyayı, insana yabancılaşmış kendi faaliyetimizle kendimiz yaratmaktayızdır. İnsana yabancılaşmış faaliyet insana aykırı, mistik, akıl-sır ermez toplumsal ilişkiler olarak ortaya çıkmaktadır. İnsanı tahakküm altına alan bu mistik toplumsal ilişkiler zihne akarak mistik kavramları oluşturmaktadır. Mülkiyet, meta, mübadele değeri, para, ücretli emek, sermaye gibi mistik toplumsal ilişkilerin yansıması olan mistik kavramlar zihinleri esir almaktadır. Yabancılaşmış faaliyet içinde kaybolmuş olan mülksüzler, böylece teslim oldukları mistik bilinçle "içten" de kuşatılmaktadır. Ekonomi politik gibi "toplumsal bilimler", insana aykırı toplumsal ilişkilerin zihne akarak oluşturduğu mistik kavramlarla işlem yapar. Ekonomi politik, içinde bulunduğumuz cinnet halini akla uygunmuş gibi göstermeye çalışır, böylece teorik ifadesi olduğu ücretli emek - sermaye düzeninin zihinleri içten kuşatma işlevini yerine getirir. Marks'ı bilimci gözle okuyanlar, Marks'ın kapitalizm sonrası üstüne yeterince yazmamış olduğundan şikâyet ederler. Onlara göre, Marks'ın ömrü kapitalizm sonrasının "ekonomi politiğini" yazmaya vefa etmediği için "bilim" eksik kalmış, o yüzden de sosyalizm kuruculuğunda sorunlarla karşılaşılmıştır. Pozitivist zihniyet, Marks'ın ekonomi politik eleştirilerini, ekonomi politiğin burjuva düzeni anlatan bölümünün eleştirisi olarak okumuştur. Okuma böylesine sığ olunca, hani işçi sınıfı düzeninin ekonomi politiği diye Marks'a hafiften dokundurmalar yapılmıştır. Daha sonra, "reel sosyalizm" garabetini akli gösterme işine soyunan toplum mühendisleri, Marks'ın "eksik bıraktığını" vehmettikleri "sosyalizmin ekonomi politiği"ni yazma sefaletini sergilemişlerdir. İçinde bulunduğumuz yabancılaşmış faaliyetin zihne akarak oluşturduğu kavramlarla işlem yaparak, yaşanası bir dünya projesi ortaya konamaz. Çünkü böyle bir "bilimsel" kurgunun kendisi, mevcut lanetli gerçekliğin kavramlarıyla sakatlı olacağı için, insana aykırı yaşam tarzının değişik bir versiyonunu meşrulaştırma girişimi olmaktan öteye gidemez. Marks, kerameti kendinden menkul bir allâme gibi, insanların nasıl yaşaması gerektiği üstüne vaaz vermiş ya da yaşanası toplumun "ekonomi politiğini" yazmaya kalkışmış değildir. Marks'ın bütün yaptığı, tarih boyunca insana aykırı koşullar içinde kendi sahici insanlığını yaratma mücadelesi veregelen büyük insanlığın tarihsel hareketinin açılımlarını gözler önüne sermek olmuştur. Marks, kurtuluş mücadelesinin tarih boyunca biriktiregeldiği eleştirel bilgiyi proletaryanın mücadelesinde zenginleştirerek yeniden üretmiş, böylece kurtuluşun yolunu açmakta olan pratiğe ışık tutmuştur. Marks'a göre kurtuluşa giden yolu fiilen açmakta olan proletaryanın mücadelesidir. Bir yandan yabancılaşmış faaliyet ve onun içten kuşatması ilerlerken, öte yandan proletaryanın kendisini köle eden insana aykırı toplumsal koşullara karşı mücadelesi yükselmektedir: "Mülk sahibi sınıf da proletarya sınıfı da insanın kendisinden yabancılaşmasının aynısını sergiler. Fakat mülk sahibi sınıf bu yabancılaşmada kendisini huzurlu ve güçlenmiş hisseder. Mülk sahibi sınıf yabancılaşmayı kendi iktidarı olarak görür ve yabancılaşmada insanın varoluşunun dış görünüşünü bulur. Proletarya sınıfı yabancılaşmada kendisini yok edilmiş hisseder. Proletarya yabancılaşmada kendisinin iktidarsızlığını ve gayri insani varoluş gerçeğini görür. Bu, Hegel'in ifadesini kullanırsak, proletaryanın aşağılanma içinde aşağılanmaya karşı öfkesidir, infialidir. Proletarya, insani doğası ile insani doğasının kapsamlı, kesinkes ve yekten inkârı anlamına gelen yaşam koşulları arasındaki çelişki tarafından infiale doğru zorunlu olarak sürüklenir. "Dolayısıyla, bu antitez içinde, özel mülkiyet sahipleri muhafazakâr yanı, proleterler de yıkıcı yanı teşkil ederler. Özel mülkiyet sahiplerinden antitezi koruma eylemi, proleterlerden de antitezi yok etme eylemi yükselir." (K. Marks, "Proudhon - Eleştirel Yorum No:2", Kutsal Aile, Eylül - Kasım 1844, METY, (İng.), c. 4, s. 36.) Ücretli emek - sermaye düzeni kendisini dayattığı her momentte, otsul bir yaşama mahkum ettiği işçi sınıfıyla çatışmaya girer. Bu çatışmada, insana aykırı düzeni muhafaza etme mücadelesi pozitif faaliyet olarak bir taraftadır. Öte tarafta ise insana aykırı düzene karşı işçi sınıfının negatif faaliyeti, yani eleştirel, devrimci, kurucu mücadelesi vardır. Negatif faaliyet ya da yabancılaşmış faaliyeti inkâr mücadelesi, yalıtık bireyleri komünal insan olarak inşa etmeye yönelen mücadeledir. Mülksüzlerin eleştirel, devrimci, kurucu pratiği şimdiki "tersine dönmüş" dünyayı tekrar tersine döndürerek düzeltme, böylece sahici insan ilişkilerini, yani komünal yaşamı örme potansiyeli taşımaktadır. Bugünün yabancılaşmış faaliyeti ile yarının komünal faaliyeti aynı ray üstünde birbirini izleyen iki istasyon değildir. Öyle olsaydı, birinci istasyonun pozitif bilgileriyle ikinci istasyonu, bugünün mistik kavramlarıyla yarını tahayyül etmek mümkün olurdu. Oysa komünal faaliyet yabancılaşmış faaliyetin "tersi"dir. Onun için yabancılaşmış faaliyetin zihne akarak oluşturduğu pozitif kavramların aynısıyla, şimdiki halin negatifi olan hali tahayyül etmek mümkün değildir. Ancak, mülksüzlerin mücadelesinin zihinlere akarak oluşturduğu eleştirel, devrimci, kurucu diyalektiğin darbeleri altında, zihinleri içeriden esir alan pozitif kavramları kırıp parçalayarak "tersyüz" etmek mümkündür. Böylece, şimdiki halin negatifi olan hali genel hatlarıyla tahayyül etmek mümkündür. Şimdiki insana aykırı ilişkilerin teorik ve pratik eleştirisinin aksettiği zihinsel aynada geleceğin siluetini seçmek mümkündür. Marks, zihinleri içten kuşatan mistik kavramların, fetişist bilinç biçimlerinin mistik kabuğunu kırıp parçalayarak, insanları esir almış olan mistik toplumsal ilişkilerin olmadığı bir dünyanın genel hatlarıyla teorik öngörüsünü ortaya koymuştur. Marks, örneğin metaın, mübadele değerinin eleştirisi yoluyla o insana aykırı ilişkilerin "tersi" olan komünal insan ilişkilerini zihnimizde canlandırmaya çalışmıştır. Marks, insana aykırı ilişkilerin eleştirisini yaptığı eserlerinde aynı zamanda gelecekteki komünal insanlığın genel manzarasına da ayna tutmuştur. Marks, bugünün reel ilişkilerinin eleştirisiyle açtığı zihinsel kanallardan uzanarak geleceğe zihnen dokunmanın yolunu göstermiştir. Ekonomi politiğin eleştirisi yoluyla geleceğe zihnen dokunmak başka şeydir, geleceğin ekonomi politiği arayışında olmak başka şeydir. Geleceğin ekonomi politiği arayışında olan bilimci zihniyet, yabancılaşmış faaliyet tarafından öylesine aptallaştırılmıştır ki, bugünkü fetiş biçimlerin, bugünkü kavramların geçerli olmadığı komünal bir yaşamı tasavvur edememektedir. Ekonomi politik mülkiyet, meta, mübadele değeri, para, fiyat, ücretli emek, sermaye gibi tahakküm biçimlerinin bilimidir. Ekonomi politik, teorik ifadesi olduğu bu cinnet biçimleri gibi tarihsel olarak ölümlüdür. İnsanlığın tarih öncesine ait bu barbarlık ilişkileri ortadan kaldırılıp atıldığı an, yani komünal insanlık zuhur ettiği an ekonomi politiğin konusu gerçek dünyadan silinip gideceği için, ekonomi politik de geçerliliğini yitirecektir. Geleceği bugünden kurmakta olan mülksüzlerin pratik mücadelesidir. Mülksüzlerin mücadelesi, içinde bulunduğumuz insana aykırı toplumsal ilişkilerin pratik eleştirisini yaparak geleceğe doğru ayrı bir güzergah açmaya çalışmaktadır. Marks'ın yaptığı, gerçek hayatta fiilen yürüyen bu pratik mücadelenin mantıksal açılımlarını zihnen göstermek olmuştur. Kendi gerçekliğini henüz üretememiş evrensel-komünal faaliyetin zihne akışı olamayacağı için geleceğin dört başı mamur bir teorisi yapılamaz. Eleştirel, devrimci, kurucu pratiğin gelişerek yaratacağı evrensel insanlığın detaylı bir resmi şimdiden verilemez. Şimdiki ve gelecek kuşakların engin yaratıcılığına şimdiden ipotek konulamaz. Kurtuluşun nasıl bir gerçeklikte zuhur edeceğini, bugünün mücadelesinden hareketle ancak çok genel hatlarıyla tahayyül edebiliriz. Teori kendisini yaratan pratiğe çapayla bağlıdır. Teori bağlı olduğu pratiğin ufuklarının ötesine "uçamaz". Uçarsa, "uçuk" olur. Teori henüz ortaya çıkmamış geleceğin detaylı işleyişini yazma iktidarında değildir. Geleceğin yazılması işi, teorinin değil, fakat geleceğin kendisini maddeten yaratarak "yazacak" olan pratiğin işidir. Geleceğin yazılması işi, kerameti kendinden menkul "allâme-i cihan"lara, toplum mühendisi "kurtarıcı" karizmalara değil, fakat kendi kendini kurtarıcı pratiğiyle geleceği fiilen yaratacak olan işçi sınıfına aittir. |
|